ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİNİN RUSYA’DAKİ YANSIMALARI

Utku Ozan Ersoy |

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ı ziyareti Rus basınında ve dış politika çevrelerinde izafi bir ihtiyatla karşılandı. Diplomatik yetkililer Donald Trump’ın Türkiye’nin Rus gazı almaması yönündeki isteğine ithafen Türkiye’nin egemenliğine vurgu yaparken, yazılı basın organlarının öne çıkardığı başlıklar enerji, savunma sanayii ve Ukrayna savaşında Türkiye’nin rolü üzerine oldu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 27 Eylül’de düzenlediği basın konferansında Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Rus gazının ithalatını durdurmasını istemesi ve S-400’lerin üçüncü taraflara satılıp satılamayacağına dair sorulan soruya cevabı kısa ve temkinliydi. Lavrov, Türkiye’nin egemenliğine vurgu yaptı: “İki soru hakkında da tahminde bulunmak istemem. Türkiye ve herhangi bir ortağımız hakkında her zaman söylediğimi doğrulamak isterim. Türkiye Cumhuriyeti’nin duruşuna saygı duyuyoruz. Türkiye’nin kendisine ve halkına saygı duyduğuna dair kuşkumuz yok.”[1] Aynı hususa dair RIA haber ajansına konuşan Rusya Başkanlık Sözcüsü Dmitry Peskov da egemenlik vurgusu yaparak Türkiye’nin hangi alanlarda Rusya ile işbirliği yaptığını kendisinin belirlediğini söyledi.[2] Peskov, “Türk Akım” boru hattının tam kapasitede çalıştığını, ve Rusya’nın Türkiye ile ticari ve ekonomik işbirliğini sürdürdüğünü belirtti.[3] Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın “Kiev Rejimi Suçlarından Sorumlu Büyükelçisi” Rodion Miroshnik ise Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Ukrayna savaşının çözümü konusunda daha büyük bir görev üstlenmesi çağrısının üstüne, Türkiye’nin Ukrayna savaşında oynadığı arabuluculuk rolüne dair Izvestiya gazetesine konuştu. Miroshnik, Türkiye’nin müzakerelerin bir tarafı olmadığını ve rolünün yalnızca bir diyalog platformu sağlamak olduğunu öne sürdü. Tüm sorunların çift yönlü diyalogla çözüldüğüne dikkat çeken Büyükelçi, Trump’ın çağrısına bir reddiye olarak “Katılımcı listesinin uzaması her zaman iyi değildir, gündem sulandırılır ve müzakereler ertelenir. Normandiya formatında deneyimimiz var.” sözlerini kullandı.[4]

Rus basınında ise doğal gaz ve Ukrayna savaşı konularının yanı sıra F-35’lerin Türkiye’ye satışı, CAATSA yaptırımlarının durumu ve taraflar arasında imzalanan sivil nükleer işbirliği anlaşması da yer buldu. RIA haber ajansı, Başkan Trump’ın F-35’lerin satışını peşinen reddetmediğini aktaran haberinde söz konusu yaptırımlara sebep olan S-400 hava savunma sistemlerinin satış sürecini hatırlattı ve Trump’ın “O bizim için bir şeyler yaparsa biz de bunu yapabiliriz” sözünü alıntılayarak ilişkilerin ticari yönünü vurguladı.[5] Rus ana akım medyasının görüşmelere dair içeriği Rus dış politikasının resmi pozisyonu sınırları dahilinde, sade haber aktarımı ile sınırlı kaldı.

Erdoğan-Trump zirvesine dair uzmanların görüş yazılarında ise şüpheci bir ton hakim. RIA haber ajansına konuşan siyaset bilimci Konstantin Blokhin, Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “tam sadakat” bekleyebileceğini belirtti: “Trump için sadakat önemlidir, içişlerinde de, hükümetinde de, uluslararası arenada da mutlak sadakat ister”. Blokhin aynı zamanda Başkan Trump’ın “fırtınalı bir siyasi fantazisi”olduğunu, ve bu sebeple Amerikan başkanının taleplerini net olarak öngörmenin imkansız olduğunu öne sürdü.[6] Öte yandan Rus Uluslararası İlişkiler Konseyi için yazdığı yazıda Kamran Hasanov, görüşmeden çıkan tek olumlu sonucun sivil nükleer işbirliği anlaşması olduğunu ve Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmasını istediği “şeylerin” pratikte imkansız olduğunu öne sürdü. Rus kamuoyunda en çok yer bulan Rusya’dan petrol ve doğalgaz ithalatının durdurulması talebi, Türkiye’nin öngörülen gelecekte gerçekleştirebileceği bir talep değil ve Ortadoğu sorununda iki liderin zıt düştüğü pek çok nokta var.Bu sebeplerle Hasanov’a göre bu zirvenin sonucu olarak F-35 satışı gibi kritik hususlarda ciddi bir anlaşmanın sağlanamayacağı iki saatlik görüşmenin hemen akabinde belli olmuştu.[7]

Bir bütün olarak ele alındığında, Rus dış politika çevrelerinin özellikle doğalgaz konusunda rahatsız olduklarının altını çizmek gerekir. Her ne kadar Türkiye olağan koşullarda Rus doğalgazı ithaline devam edecek de olsa, özellikle Kuzey Akım’ın devre dışı kalmasından sonra benzer bir durumun Türk Akım ve Mavi Akım boru hatlarında yaşanması endişesi (ve dolayısıyla Türkiye üzerinden üçüncü taraflara yapılan ihracatın durması), Rus yetkililerin egemenlik vurgusunun altında yatan sebepler olabilir. Meşruiyet karşılığında sadakat talep eden Trump doktrini, ekonomik ve siyasi güçlükler yaşayan Türkiye’nin hassas denge politikasının vereceği en zorlu sınavlardan birisi olacaktır. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretinin Rusya’daki yansımaları, Başkan Trump’ın taleplerini peşinen kabul etmeme çağrısı olarak da okunabilir.

[1]https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/2049708/?lang=en

[2] https://ria.ru/20250926/turtsiya-2044584717.html

[3] https://iz.ru/1961983/2025-09-26/peskov-otmetil-suverenitet-turtcii-v-priniatii-reshenii-o-sotrudnichestve-s-rf

[4]https://iz.ru/1961700/semen-boikov/sereznyj-ugovor-tramp-prizval-erdogana-prisoedinitsya-k-davleniyu-na-Rossiyu

[5] https://ria.ru/20250925/ssha-2044452528.html

[6] https://ria.ru/20250926/tramp-2044632322.html

[7]https://russiancouncil.ru/analytics-and-comments/analytics/dolgaya-doroga-erdogana-k-trampu/?