Terörizm, devletlerin güvenlik politikalarını ve bölgesel güç dengelerini belirlemede önemli bir rol oynamaktadır. Orta Doğu bölgesinde faaliyet göstermekte olan PKK, DAEŞ ve Hizbullah gibi terör örgütleri başta bölge ülkeleri olmak üzere tüm dünya için önemli bir güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. Marksist-Leninist bir ideolojiyle ortaya çıkan ve etnik milliyetçi yapıya sahip olan PKK terör örgütü, kurulduğu ilk yıllarda başta Türkiye topraklarının bir bölümünü de kapsayacak şekilde Kürtlerin ağırlıklı yaşadığı coğrafyada bağımsız bir ulus devlet kurmak istediğini açıkça beyan etmiş, daha sonra bu stratejisini “demokratik konfederalizm” olarak adlandırılan bir özyönetim anlayışına dönüştürdüğünü iddia etmiştir. PKK, silahlı terör eylemleriyle çoğunluğu sivil binlerce insanın ölümüne sebebiyet vermiş, uyuşturucu ve silah ticareti dahil olmak üzere farklı suçlara da karışarak Avrupa dahil olmak üzere farklı bölgelere yayılarak tüm insanlık için ciddi bir tehlike haline gelmiştir. Türkiye’de geçtiğimiz aylarda başlatılan “Terörsüz Türkiye” veya “İkinci Çözüm Süreci” ile PKK’nın tamamen tasfiye edilmesinin ve terörün Türkiye ve bölgesindeki etkisini bitirmenin amaçlandığı söylenmektedir. Ancak Suriye’deki son gelişmelerle birlikte terör örgütünün Avrupa’daki organize suç faaliyetleri de göz önüne alındığında, PKK’nın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ‘silah bırakmasının’ terör örgütünü Türkiye ve insanlık için ciddi bir tehlike olmaktan çıkarmakta yeterli olmayacağı görülmektedir.
Suriye’deki Son Gelişmeler
“Terörsüz Türkiye” veya “İkinci Çözüm” Süreci[1], sürecin aktörü konumunda yer alan paydaşlar arasındaki diyalog sonucu bir sonraki aşamaya geçmiş, Irak’ın Süleymaniye kentinde sembolik bir silah yakma töreni düzenlenmiş ve bu durum bazı çevreler tarafından Türkiye’nin terörle mücadele tarihinde bir dönüm noktası olarak yorumlanmıştır. Ancak gerek Suriye’deki gelişmeler gerekse PKK terör örgütünün yönetici kadrosu tarafından yapılan açıklamalar, sürece iyimser bir bakış açısıyla yaklaşmak için ne kadar erken olduğunu ortaya koymaktadır. Öncelikle ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack tarafından PKK’nın bir bileşeni olduğu kabul edilen[2] ve Türkiye’nin milli güvenlik politikaları doğrultusunda çok ciddi bir tehdit olarak gördüğü SDG/PYD’nin silah bırakmaya çok niyetli olmadığı açıkça görülmektedir. 10 Mart 2025 tarihinde Suriye’deki yeni yönetim ve SDG arasında yapılan anlaşma ile SDG kontrolündeki tüm bölgelerin Şam yönetiminin kontrolüne geçmesi ve YPG’li militanların Suriye ordusuna entegre edilmesi hedeflenmektedir. Ancak SDG’nin bu anlaşmayı uygulamakta ayak direttiği ifade edilmekte, federatif bir yapıda ve özerklikte ısrar ettiği görülmektedir. Bu gerçeklik ABD’nin Ankara Büyükelçisi tarafından da doğrulanmış, ancak ABD’nin SDG’nin bu yaklaşımına karşı olduğu ifade edilse de Suriye’de 100.000 civarında militanı bulunduğu düşünülen örgüte ABD Savunma Bakanlığı’nın bütçesinden yaklaşık 130 milyon dolarlık destek ayrıldığı görülmüştür.[3] Buna ilave olarak SDG elebaşı Mazlum Abdi, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın silah bırakma çağrısının doğrudan kendileriyle alakalı olmadığını ifade etmiştir.[4] Şam yönetiminin YPG’nin entegrasyonuna yönelik ısrarını sürdürmesi ile eşzamanlı olarak ülkenin güneyinde Bedeviler ve Dürziler arasında çatışmaların başlamış olması, durumu kontrol altına almakta olan Suriye ordusu varlıklarının İsrail tarafından hava saldırısına uğraması, İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli’nin Suriye’nin Geçici Cumhurbaşkanı Colani’ye suikast yapılması çağrısında bulunması ve İsrail Hava Kuvvetleri’nin Şam’daki Suriye Savunma Bakanlığı binasını vurması bölgenin yeni gelişmelere gebe olabileceğine işaret etmektedir.[5] YPG’nin Suriye’nin kuzeyindeki Arap aşiretleri ile yaşayabileceği problemler[6] de ülkedeki tansiyonu yükseltebilecek, YPG’ye dış desteği artırabilecek ve örgüte silah bırakmamak için yeni bahaneler sunabilecek potansiyele sahiptir. Haziran 2015 Genel Seçimlerinin ardından PKK’nın Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştirdiği saldırıların arkasında örgütün özyönetim talebinin ve Suriye’de kazandığı operasyonel tecrübenin olduğu unutulmamalıdır.[7] Bu durum, örgütün Suriye’nin kuzeyinde özerk bir güç olarak faaliyet göstermesinin Türkiye’nin stratejik çıkarları için ne kadar tehlikeli olabileceğinin göstergesidir.
PKK’nın Avrupa Yapılanması
Avrupa Birliği (AB) Polis Teşkilatı Europol tarafından yayınlanan EU Terrorism Situation & Trend Report, 2024 yılında AB ülkelerinde gerçekleşen terörist saldırılar, tutuklamalar, yargılamalar ve terörle mücadeleye dair genel durumu ele almaktadır.[8] Bu raporda PKK, etnik milliyetçi ve ayrılıkçı bir terör örgütü olarak sınıflandırmakta, bu kategorideki terör örgütlerinin faaliyetleri neticesinde Avrupa genelinde 27 kişinin gözaltına alındığı, gözaltına alınanların 15’inin PKK mensubu olduğu belirtilmektedir. Söz konusu raporda PKK destekçilerinin Avrupa’da yasadışı yöntemlerle yıl içerisinde milyonlarca euro para topladığı ve bu paraları PKK/YPG terör örgütüne aktardığı ifade edilmektedir. Yine PKK’nın Avrupa’da bünyesine kattığı kişilerin YPG’ye yardım için Suriye’ye gönderildiğinin ve orada silahlı eğitime tabi tutulduklarının altı çizilmektedir. PKK’nın Avrupa genelinde uyuşturucu ve silah ticareti, insan kaçakçılığı, zorla bağış toplama ve dolandırıcılık gibi faaliyetlerde bulunduğunun bilgisinin verildiği raporda, PKK’nın Avrupa yapılanması ile örgütün Orta Doğu’daki faaliyetleri arasındaki bağlantıdan açıkça bahsedildiği görülmektedir.
Birleşik Krallık Merkezli Henry Jackson Society’nin “The Forgotten Fighters: The PKK in Syria”[9] başlıklı raporunda ise PKK’nın Suriye topraklarında YPG ismiyle kendini yeniden yapılandırdığının altı çizilmiş, örgütün Britanyalılar da dahil olmak üzere çok sayıda yabancı savaşçıyı bünyesine kattığı ifade edilmiştir. Rapora göre Suriye’deki PKK kamplarında eğitilen yabancı savaşçılar radikalleşmekte ve kendi ülkelerinin ulusal çıkarları için de potansiyel bir tehdit haline gelmektedir. Bu sebeple günümüzde Suriye’ye giderek YPG’ye katılan İngiliz vatandaşları ülkelerine döndüklerinde soruşturmaya tabi tutulmakta ve yargılanmaktadır. Söz konusu yargılamalar vatandaşlıktan çıkarılmayla bile sonuçlanabilmektedir.[10] Avrupa’da aktif bir şekilde faaliyet göstermeye devam eden PKK destekçilerinin bu topraklarda faaliyet gösteren diğer uluslararası terör örgütü temsilcileriyle iş birliği yaptığı iddia edilmekte, böylece farklı terör örgütlerine lojistik ve finansal destek sağladıkları söylenmektedir.[11] Ayrıca PKK destekçilerinin Avrupa genelinde haraç toplama, fuhuş, fidyecilik gibi suçlara karıştığı da ileri sürülmektedir.[12] PKK’nın dünyanın pek çok yerindeki uyuşturucu ticaretinden sorumlu olduğu, özellikle Avrupa’daki narkotik piyasasının büyük bir kısmını kontrol ettiği ve bu ticaretten milyonlarca dolar gelir elde ettiği iddia edilmektedir.[13] [14] Tüm bunlar PKK’nın yalnızca Türkiye ve Orta Doğu için değil, Avrupa için de büyük bir güvenlik sorunu haline geldiğini açıkça göstermektedir.
“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecin aktörleri tarafından süreç tamamlandığında PKK’nın Avrupa yapılanmasına ne olacağına dair bir bilgi paylaşılmamaktadır. PKK’nın Türkiye’de silah bırakması ve uzantısı olan YPG’nin Suriye’deki hükümet güçleriyle entegre edilmesi ihtimali, ilk bakışta bölgesel istikrar adına olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak bu değişikliklerin, işlediği suçlardan milyonlarca dolar gelir elde eden örgütün kıtalararası kriminal faaliyetlerini sona erdirmeyebileceği göz ardı edilmemelidir. Böyle bir durumun, örgütün ismi ne olursa olsun, sahip olduğu finansal kaynaklar ve uluslararası bağlantılar sebebiyle hem Türkiye’nin ulusal güvenliği hem de uluslararası toplum için ciddi bir tehdit olmaya devam edeceği varsayılabilir.
Sonuç
Terör örgütü PKK’nın kendini feshetme ihtimali, yalnızca ulusal güvenlik çerçevesinde değil, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası bağlamda da ele alınmalıdır. Suriye’deki YPG/SDG yapılanmasıyla ilgili gelişmeler, örgütün silah bırakma konusundaki isteksizliğini ve uluslararası aktörlerin çelişkili politikalarını gözler önüne sermektedir. Batılı ülkelerin SDG’ye yönelik maddi desteğini sürdürmesi, örgütün bölgedeki siyasi ve askeri gücünü sağlamlaştırmasına olanak tanıyacaktır. Bu durum, Türkiye’nin güvenlik endişelerini artıracak ve bölgedeki terör tehdidinin devam etmesine sebep olacaktır. Aynı zamanda PKK’nın Avrupa’daki uyuşturucu ve silah ticareti, göçmen kaçakçılığı gibi kriminal faaliyetleri, örgütün en azından çıkar amaçlı bir suç örgütü olarak küresel varlığını sürdürmeye devam edeceğini göstermektedir. Tüm bunlar terörle mücadelede çok boyutlu bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koymaktadır. “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecin Türkiye ve bölgesindeki terör tehlikesinin ortadan kaldırılmasını hedeflediği söylenmekle birlikte, terör örgütü PKK’nın bölgesel ve küresel bağlantıları dikkate alındığında bu hedefin uluslararası bir stratejiyle desteklenmeden başarıya ulaşması mümkün görünmemektedir.
[1] Doster, B. Terörsüz Türkiye Hedefi Mi, İkinci Çözüm Süreci Mi, SİYASAM Raporu, 2025.
[2] ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack: “SDG, YPG’dir. YPG, PKK’nın bir türevidir”, Anadolu Ajansı, 11 Temmuz 2025, https://www.aa.com.tr/tr/gundem/abdnin-ankara-buyukelcisi-barrack-sdg-ypgdir-ypg-pkknin-bir-turevidir/3628586.
[3] Pentagon’dan SDG ve Lübnan Ordusuna 2026’da 130 Milyon Dolarlık Destek, Stratejik Düşünce Enstitüsü, 7 Temmuz 2025, https://www.sde.org.tr/haber/pentagon-dan-sdg-ve-lubnan-ordusuna-2026-da-130-milyon-dolarlik-destek-haberi-59076.
[4] Öcalan’ın PKK’ya silah bırakma çağrısına Salih Müslim ve Mazlum Abdi ne dedi, NTV, 28 Şubat 2025, https://www.ntv.com.tr/galeri/dunya/ocalanin-pkkya-silah-birakma-cagrisina-salih-muslim-ve-mazlum-abdi-ne-dedi,50QwJ1qYvUONtAh64j6beg/kROuWT72lUCyjCsum8rn9w.
[5] İsrailli Bakan: Ahmed Şara hemen ortadan kaldırılmalı, T24, 15 Temmuz 2025, https://t24.com.tr/haber/israilli-bakan-dan-suriye-gecici-cumhurbaskani-colani-ye-suikast-cagrisi,1249963.
[6] Özcan, Emre, E. & Musa, E. Rakkalı Arap aşiretleri: Topraklarımızı PKK/YPG’den kurtaracağız, Anadolu Ajansı, 16 Aralık 2024, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/rakkali-arap-asiretleri-topraklarimizi-pkk-ypgden-kurtaracagiz/3425928.
[7] Uluslararası Af Örgütü’nün Raporuna İlişkin Basın Açıklaması, T.C. İçişleri Bakanlığı, 23 Ocak 2017, https://www.icisleri.gov.tr/uluslararasi-af-orgutunun-raporuna-iliskin-basin-aciklamasi.
[8] EU Terrorism Situation & Trend Report 2025, Europol, 24 Ocak 2025, https://www.europol.europa.eu/publication-events/main-reports/european-union-terrorism-situation-and-trend-report-2025-eu-te-sat#downloads.
[9] Orton, K, The Forgotten Fighters: The PKK in Syria, The Henry Jackson Society, 17 Ağustos 2017, https://henryjacksonsociety.org/publications/the-forgotten-fighters-the-pkk-in-syria/.
[10] Factsheet: Syrian Travellers, Home Office, 15 Şubat 2019, https://homeofficemedia.blog.gov.uk/2019/02/15/fact-sheet-returnees-from-the-conflict-zone-in-syria.
[11] Aslan, Ö. PKK’nın bölgesel ‘franchising’ stratejisi, Anadolu Ajansı, 26 Mayıs 2017, https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/pkk-nin-bolgesel-franchising-stratejisi/826688.
[12] Yalçın, B. H., Bayraklı, E., Yeşiltaş, M. Avrupa’da PKK Yapılanması, SETA, 2019, https://www.setav.org/assets/uploads/2019/06/kitap-avrupada-pkk-yapilanmasi.pdf.
[13] Ekici, B., & Tuzuner, M. Terrorism financing typologies: Comparison of the PKK and ISIL in Turkey. Central European Journal of International and Security Studies, 18(1), 2014, 5–42.
[14] Drug trafficking: Financial lifeline of PKK terrorism, Anadolu Ajansı, 20 Şubat 2019, https://www.aa.com.tr/en/turkey/drug-trafficking-financial-lifeline-of-pkk-terrorism/1397868.
